Balkanlar 2 / Atalarımızın izinde

Ohrid’i arkamızda bırakıyor ve sabah serinliğinde Arnavutluk topraklarını baştan başa geçerek Tiran,İşkodra ve Budva istikametinde uzun bir otobüs yolculuğuna çıkıyoruz.

Enver Hoca’nın Arnavutluğu içimizi burkuyor. Enver Hoca hayattayken halkı için çok şey yapmış,okullar,hastaneler, halkın barınması için sosyal konutlar ama… Şimdi bunlar o kadar bakımsız ki yoksulluk çaresizlik gözlerimizi yaşartıyor. Arnavutluk kişi başına düşen üniversite sayısıyla Avrupa’da birinci,okuma yazma oranı yüksek ama işsizlik çok yoğun. Asgari ücret çok düşük,halkın yaşam standartı ortalamanın çok altında..

Arnavutluk / Tiran 
Ethem Bey camisi 
Tiran’da Enver Hocadan çok Rahibe Teresa ve İskender heykelleri görmek bizi şaşırtıyor … ” Ahhh insanoğlu ah ! ” diyoruz 
                            Keçi başlı miğferiyle İskender heykeli . Kentin meydanını süslüyor !
Yağmur eşiliğinde Karadağ’a – Budva’ya doğru ilerliyoruz …
Akşamüzeri Budvadayız ama ne yağmur ! Otelimize yerleşiyor ve dışarı çıkamayacağımızı anlayıp üzülüyoruz.
Neyse ki ertesi sabah hava açıyor . Budva kesinlikle tek güne sığdırılamaz . Olağanüstü güzel sahilleriyle,çok pahalı lüks otelleriyle Avrupa’nın gözde tatil merkezi olmaya aday. Rus turistler burayı çoktan keşfetmiş. Bir odasının tek geceliği 1.500 avroluk oteliyle bir zamanların ibadet yeri olan ve adını Aziz Stefan’dan alan  SV. Stefan Adası’nın güzelliği gözlerimizi kamaştırıyor.

Budva’ya tüm gün ve gece yağan yağmur dağlardan taşıdığı toprakla denizi çamur deryası yapınca buraya tatile gelenler  yüzmek yerine teknelere  binip kıyaları dolaşmayı tercih ediyor. Biz de karadan dolaşıyor ve kıyıların güzelliğini seyretmeye doyamıyoruz. 

Bir zamanlar Katedral olan şimdilerin lüks oteli Sv. Stefan Adası. Bu adayı bir Rus milyarder kiralamış ve tadilatla kadedrali otel yapmış.
Nihayet Kotordayız. Geçen bahar sevgili Ayşegül’ün Sahildeki Ev ziyaret ettiği Montenegro / Karadağ’ı gidip görmek  bu yaz bize kısmet oldu.

Deniz kenarında olan her şehir gibi burası da cıvıl cıvıl … Tarih kokuyor. Daracak sokakları,kale içindeki kafeleri,dükkanları ,halk pazarından aldığımız meyvalarıyla bizde bıraktığı lezzet yıllarca aklımızdan çıkmayacak sanırım.

Çok yorulduk değil mi?  Az biraz soluklanalım mı ? 
Bu harika manzara , küçük küçük adacıklar ve bazen de lüks yatlar eşliğinde Bosna Hersek’e doğru yola çıkacağız.
Gelecek yazım beni en çok etkileyen yer ,gördükçe ,gezdikçe boğazımda düğümlenen acıyı tarif edemeyeceğim  yakın tarihteki Sırp katliamının  mağdurları Mostar ve Sarayyevo  olacak.
Mutlu bir hafta sonu dileklerimle,
Kalın sağlıcakla!

Balkanlar 2 / Atalarımızın izinde

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir