Bizim Ev’den…

Kırmızıya -yeşile ,maviye sarıya, kısaca doğanın o güzelim renklerine gönül vermiş insanların,

Güneşli bir günde bahçenin tadını çıkaran kuyruklu dostlarının…

Ve…Dünyanın en dost canlısı köpeği ,badem gözlü Labrador Keşkül’ün,huysuz yaşlı bir tekir olan Tagaddi’nin yaşadığı minik bir dünya burası…

Burada her şey rahatlık,samimiyet ve sıcaklıklık üstüne kuruludur.

Evin sahiplerinden biri çalışma hayatına çoktan son vermiş ,yorucu geçen yıllarının acısını sakin sakin ve gönlünce yaşayarak çıkarmaya çalışan bir emekli,diğeri ise hala hastalarına şifa dağıtan mesleğine aşık ,sakin ,yumuşacık bir doktor… Her ikisi de doğaya ve hayvanlara olan sevgileri nedeniyle şehrin göbeğindeki evlerini bırakıp küçük ,bahçeli ,yaşaması çok keyifli ama bir o kadar da zahmetli evlerine taşınmışlar. Buraya gelir gelmez onlara ” hoşgeldin ” demeye gelen kedicanlar ev sahiplerinin konukseverliğinden çok memnun kalmış ve gelen bir daha gitmemiş.
Bu evin canlılığı orada yaşayan kuyruklu dostlarının neşeli koşuşmalarından gelirmiş. Ev sahibesi bazen onlara kızar ,yeni temizlediği evin anında kirlenip dağılmasından sorumlu tuttuğu dostlarına gücenirmiş ama bu hiç de uzun sürmezmiş. 
Bu öykü anlatıcısının kah el işleriyle,kah bahçe işleriyle,kah da çok sevdiği kitaplarıyla geçen zamanını siz sevgili dostlarıyla paylaştığı küçük dünyasından bu günün karesine düşenlerdi…
Sürç-ü Lisan ettiyse affola!
Dilerim her gününüz sağlıklı,neşeli ve gönlünüzce geçer… 
Zira benim sizler için dilediğim budur!
Kalın sağlıcakla!

Bizim Ev’den…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir